Vizyon Oluşturmak ve Değerlerimizi Korumak

Fırtınalı bir dünyada yaşıyoruz. Her gün yeni yangın çıkıyor dünya haritasında. İnsanlar birbirini öldürüyor, dostlar düşman, düşmanlar dost oluyor ama bir müddet sonra saflar yine değişiyor.
Kendi yurdunun dışında yaşayan göçmen topluluklar için tüm bu hızlı değişmeler, çok ileri iletişim teknolojisinin de marifeti ile artık odalarımıza kadar giriyor, çocuklarımızı etkiliyor. Çevremizdeki insanların çabucak önyargılar oluşturmasına yol açıyor. Edinilen bilginin doğruluğunu, objektifliğini sorgulama diye bir çaba çoğu zaman olmuyor ve herkes, sosyal medyadan duyduğuna, televizyonda izlediği birkaç görüntüye kapılarak kendini bu sürecin içine katıyor ve ahkam kesmeye başlıyor. Tüm bu olanların bize nasıl etkileyeceğini, kendi toplumumuzun değerlerinin oluşmasında nasıl etkili olacağını tartışmamız gerekirken yüzeysel konuları büyük bir heyecanla konuşur olan bir toplumuz.
Son günlerin aktüel konusu olan “Jihadism” Türkçesiyle “cihatçılık” birdenbire insanlığın en büyük düşmanı ilan edildi. Suriye ve Irak’taki müslümanlıktan zerre nasibini almamış, gözlerini kin ve kan bürümüş canilerin sözde “İslam” bayrağı altında yaptıkları katliamlar herkesin dilinde. Puslu havayı fırsat bilen ırkçılar ise Orta Doğudaki olayları bahane ederek Hollanda’daki tüm müslümanları hedef alarak eski kinlerini kusmaktadırlar. Maalesef bu kindar ırkçılar Hollanda meclisine kadar gelmişler ve meclis kürsülerini kendi çirkin hezeyanları için kullanmaktadırlar. Konuyu bilmeyen sıradan Hollandalı komşularımız ise etki altında kalarak senelerdir beraber yaşadıkları göçmenlerin bir bölümüne karşı tavır almaya başlamışlardır. Son zamanlarda camilere yapılan saldırıların artması bu cahilce davranışın ne safhaya geldiğini gösterme açısından ibret vericidir. Endişe veren durumu tespit ettik ancak toplum olarak neler yapmalıyız, nerelerde eksik kalıyoruz, toplumumuzun geleceğini güven altına almak için bugünden neler yapmalıyız konuları pek tartışılmıyor maalesef!
Türk diasporasının kendini organize etmesi ve bu gibi tehlikeli oluşumlara karşı hazırlıklı olması ve karşı koyabilmesi için neler yapılmalı?
Sorunun cevabını aramadan önce bazı notları hatırlamakta yarar var:
• Hollanda’daki Türk toplumu hiçbir zaman kriz yönetimine hazırlıklı olamamış, hep reaksiyoner kalmıştır; yani birileri bize, değerlerimize saldırdıktan sonra “ne yapalım” diye herkes hareketlenir, gösteri veya yürüyüş organize edilir, insanlar içlerindeki hırsı veya kızgınlığı dökerler ve ondan sonra herkes günlük işine döner.
• Geçmişimizde bir sürü – hem de etkili- reaksiyoner eylemler başarmamıza rağmen, eylemler bittikten sonra hiçbir zaman aynı kişiler bir araya gelip, bir daha benzer bir durum olduğunda veya oluşmaya başladığında yapılacak işler, eylemler konusunda kafa yormamış, işleri oluruna bırakmışız!
• Hollanda’daki tarihimizi kayıt altına almakta, gelecek nesillere aktarılacak bilgileri toplama konusunda çok zayıf kalmışız.
• Diaspora olarak ortak değerler oluşturup, bu değerleri yayma ve genç nesillere aktarma konusunda etkin bir çalışma yapmayı başaramamışız.
Bu notlardan sonra sorumuza cevap ararken kendimize dönelim.
Türk diasporası geçen yazımızda da değindiğimiz gibi ivedilikle aynaya bakmalı, akil adamlarının öncülüğünde bir an evvel toplumumuzun büyük çoğunluğunun benimseyeceği ortak değerleri oluşturma çalışmasına başlamalıdır. Bu çalışma uzun bir süreç olduğundan ve de çok yönlü olduğundan bu konuda zaman ve gayret açısından fedakarlık yapacak üyelerin her kesimden bulunmasına azami gayret gösterilmelidir.
Bu çalışmalar yapılırken aktüel olaylar karşısında sessiz kalmamak için çabuk tepki verecek fakat aynı zamanda oluşum veya önyargıları beklemeden gündemi tayin edecek tartışmaları organize edebilecek kurumlara da ihtiyaç vardır.
Göçün 50. senesine geldiğimizde artık Hollanda’daki Türk toplumunun kendi benliği ile ortaya çıkabilecek, ortak değerlerini çok net olarak anlatabilecek kadroları ve kurumları oluşturulmalıdır. Bir yandan ortak değerler üzerinde çalışma yapılırken, öte yandan toplumumuzu her sahada teçhizatlı hale getirecek çalışmaları da yürütmeliyiz. Ortak değerler nasıl oluşmalı?
• Yurdumuzdan getirdiğimiz ve kültürümüzden kaynaklanan insancıl değerleri, içinde bulunduğumuz toplumun bize yarar değerleri ile yoğurarak toplumumuz üyelerinin taşımakta gurur duyacağı değerler haline getirmek.
• İçinde yaşadığımız demokratik toplumun sosyal ve siyasi değerlerini irdeleyerek ve süzgeçten geçirerek kendimize mal etmek.
• İyi ve yararlı bulduğumuz değerleri miras aldığımız değerler ile bağdaştırarak sahip çıkmak.
• Toplumsal her alanda konusunda uzman arkadaşların toplumumuzun içinden çıkmasını sağlayacak eğitim destekleri burslar ve teşvikler üretmek. Buradaki değer toplumumuzu yenileyecek fikir adamlarının yine toplumun içinden çıkabilmesidir.
Türk diasporasının vizyon oluşturabilmesi için yukarda geçen çalışmalara başlaması, ya da başlatması gerekmekte. Sorumluluk duygusu taşıyan her ferdin – genç olsun yaşlı olsun- artık elini taşın altına koymasının zamanı geldi.
Bir dahaki yazımızda konunun detaylarına girip çalışmalar üzerinde düşünceler oluşturacağız.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *