IbrahimKaraman

Ortak aklı nasıl oluşturacağız?

Ibrahim-Karaman-web

Sevgili Okurlarımız,
Bu sayıda “ORTAK AKIL OLUŞTURAMADIK” şeklinde bir manşetle karşınıza çıkıyoruz. ORTAK AKIL dediğimiz, birlikte hareket etme, bir stratejik hareket noktası oluşturma konusunda millet olarak henüz zayıfız. Bir milli meselede bile ortak akıl oluşturup global dünya güçlerine karşı hareket edemiyoruz.

50 yıllık Hollanda tarihimizde de hiç bir zaman yüzde yüz birlikte hareket edişimize tarih için kısa, bizim için uzun kesit, henüz şahit olmadı zannediyorum.
Herkes ya adacıklar halinde kendi başına hareket ediyor, ya da birtakım kişisel, ticari prestij kaygılarla “hadi asgari müştereklerde birlikte hareket edelim” dendiğinde toplu hareket içinde olunamıyor. Asgari müştereklerin paylaşıldığı oluyor ancak bunlar ya dar kapsamlı kalıyor ya da zayıf ve cılız olduğu için neşv-ü nema bulmuyor.

Bunu en son yaşanan Ermeni meselesinde de bizzat gördük. Hem olayları eleştirme biçimi, hem eylemleri organize etme biçimi ve eylemlerin içeriği, ortak bir iradeden yönetilemiyor ve sonu da genellikle zayıflık ve hüsranla sonuçlanıyor. Sonra bilmem kaçıncı yerel seçimlerde yaşadık gene bunu. Ve şimdi de Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yaşıyoruz. Her adayımız için 20 bin oy gerekiyorken ve neredeyse 12 Avrupa milletvekili çıkarabilme potansiyelimiz varken halimiz ortada. Hollanda’da yarım milyon Türk nüfusunu ilgilendiren konularda ortak ve derli topluca hareket edip sonuç alamıyoruz, milyonu aşan Müslüman nüfusu için ortaklaşa hareket edip mutmain edici sonuçlar alamıyoruz. Buna sadece tecrübeli ve birikimli insanların teşhis koyması da yetmiyor.

Teşhisleri koyduktan sonra, bu alandaki zaafiyetimizi giderici adımlar atmak ve farklı çevreden, geniş görüşlü, anlayışlı, vizyoner insanlarla fikir teatileri yapmak lazım. Ortak akıl oluşturmak ve ortak irade ile hareket etmek “toplumsal sorumluluk” taşıdığını düşünen her insanımız için bir vecibedir.

Ortak akıl nasıl oluşturabiliriz şeklinde sorduğumuzda aldığımız ilk cevaplar çoğunlukla “maddi, siyasi, medya gücü” üçgeninin gerekliliğine ve bunların birbirinden bağımsız hareket edemeyeceği düşüncesi oluyor. Evet bunlar gerekli muhakkak, ama başlamak için gerekli koşul değil. Bunlar aslında ortak iradeye ulaşılırsa, doğal sonuçlarıdır.

Nasıl mı? İzah etmeye çalışalım..
Bunlar bir ortaklığın yansımaları daha çok. Esas olan ortak bir iradenin oluşmasıdır. Bu ortaklık elbette o ortaklığın inandırıcılığına bağlı. Medya, siyaset, para gücünü esas alıp onlara binaen birliktelik oluşturulursa, ömrü kısa olmaya mahkumdur. Çünkü daha güçlü medya, daha etkili siyaset ve daha çok parası olanlar senin birliğini o zaman çok kolay bozabilirler. Ve nitekim bugün yeryüzünde karşı karşıya olduğumuz durum tam da budur.
Hak, adalet, eşitlik, barış, sevgi, güvenilirlik, sürdürülebilirlik, şeffaflık, insani değerleri önceleme gibi üstün değerler etrafında inandırıcı bir birliktelik esas olmalı.
Bu değerleri “politikanın, paranın ve medya gücünden” öne koyabilen inandırıcı bir irade gerekli. Demokratik ve istişarî geleneği özümsemeli. O irade ve birliktelik uğrunda gerekli efor sarfedilirse, inandırıcılık sorun olmaz, konsensüslere kolay ulaşılır, içten içe büyür diğer unsurlar üçgenler, beşgenler şeklinde kendiliğinden oluşur.

Önce sen kendin inanmalısın bu üstün değerlerin asıl ortak iradi noktaları oluşturabileceğine. Seni bilen senden emin olmalı, onu “satmayacağını” bilmeli. Sonra ailen ve yakındakiler gelirler, sonra dostların ve sevdiklerin. Yeter ki çizgin istikrarî ve samimi olsun; tanımadıkların da toplanır bu değerler çevresinde ve destek kendiliğinden büyür gider.

Buradaki en büyük risk ise o güç oluştuktan sonra o üstün değerleri unutup, kitlenin asıl güç olarak algıladığı, ama sadece yansımada görülen güç merkezli olmaya başlanmasıdır. Uğruna fedalar edebileceğin, yılların birikimleri, çalışmaların, norm ve değerlerinin önüne iktidar hırsını koyman bu riske en somut örneklerden biridir mesela.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *