İnsanı iyilik yaşatır

İyilik mazluma adalet, mağdura çare, masuma ümit, kimsesize kimse olmaktır. İyilik, darda kalana yardım elini uzatmak, yetimin başını şefkatle okşamaktır. İyilik, bazen yolunu şaşırana yol göstermek, yoldaki zararlı şeyleri gidermektir.”

İyilik vicdanlarımızı temizleyen, gönlümüzü mutmain olmaya erdiren şey(ler)dir.

İyilik, her şeyden önce bu dünyaya iyiliği hakim kılmak için geldiğimizin farkında olmaktır. Kısaca “özneye faydalı olma”, insana, canlı varlıklara ve çevreye faydalı olma durumudur denilebilir iyilik için.

İnsanı iyilik yaşatır

Kuran’da iyilik şöyle tarif edilir: “İyilik, yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, sevdiği malını Allah’ı hoşnud etmek için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, namazı hakkıyla ifa edip zekâtı veren, sözleştiği zaman sözlerinde duran, sıkıntı ve hastalık hallerinde, savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin durumudur. İşte sadıklar ve muttakiler onlardır” (Bakara 177).

Peygamberimiz samimiyetle gönülden kopup gelen ve gönüllerde yer eden her güzel işin iyilik olduğunu anlatır bize. Ona göre gerçek iyilik, sevincimizi, kederimizi, varlığımızı yokluğumuzu paylaşabilmektir. Canlı cansız bütün mahlukata merhametle davranmaktır. Bazen iyilik, kardeşimizin yüzüne tebessümle bakmak, dargınları barıştırmaktır. Kimi zaman ise iyilik, kardeşlerimiz için Rabbimize arz ettiğimiz en içten yakarışlarda buluşmaktır.

Ibni Sina’ya göre iyilik varlığın kemalidir, kötülük kemalin (mükemmele erişmiş halin) yokluğudur.

İyilik, genellikle zıttı olan “kötülük” ile akla gelir. İsmet Özel, ‘Kötü kötüleştirir, iyi iyileştirir. Birini iyileştirmek için iyi olmamız kâfidir. Kötülük yapmak için kendimizin de kötü olma önşartı vardır‘ diyor.

İbrahim Tenekeci kötülüğü şöyle nitelendiriyor: “Kötülük yapmak kolaydır. Zor olan, kötülüğü durdurmaktır. Çünkü bir yıkıcı, bin yapıcıya bedeldir. Bin dost az, bir düşman çoktur. Kötülük yayılmacıdır. Örgütlüdür. Aynı anda birçok yerde olabilir. Nereden çıkacak, ne yapacak, nasıl vuracak, bilemezsiniz. Yüzsüzdür. Batıda demokrasi için oy ister, doğuda kendinden olmayanı, kendi gibi düşünmeyeni katleder. Yalancıdır. Yapar, ‘yapmadım’ der. Madem kötü, başkalarını da kötüleştiriyor, yapılması gereken bellidir: Kötünün etkisiz, kötülüğün çaresiz hale getirilmesi. Muhatap kabul edilmemesi. Ayrıca daha iyi olunması.

Üzülerek belirtmemiz gerekiyor ki günümüzde dünyanın önemli bir bölümü, bilhassa müslüman coğrafyalar açlık, sefalet ve korku içinde temel ihtiyaçlarını karşılamanın mücadelesini veriyor. İyilik, fedakârlık ve paylaşma gibi değerlerimizin neredeyse unutulmaya yüz tuttuğu, savaşların, işgallerin, sömürgeciliğin, terör, şiddet ve katliamların had safhaya çıktığı bir dünyada savrulup gidiyoruz. Bilmeliyiz ve ifade etmeliyiz ki, iyiliğe muhtaç, iyiliği arayan, iyilik için çırpınan insanlara ulaşmak, onları iyilikle buluşturmak, düzgün insan olarak olarak her birimizin görev ve sorumluluğudur.

İyilik, sadece mensuplarıyla sıklıkla hemhal olduğumuz Hollanda’nın ve Türkiye’nin değil, bütün dünyanın ihtiyaç duyduğu, özlemini çektiği bir değerdir.

Rahmet ayı Ramazan’ı yine idrak ediyoruz. Ramazan, bizlere her yıl yeni bir can, yeni bir ruh olarak gelir. Bizleri eğiten bir mektep olur Ramazan. Bu mektep, rahmet, mağfiret, arınma, takva mertebesine zemin olur. Ramazan mektebinde iyilik, hayır, cömertlik, diğerkâmlık (altrüizm:başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme) vardır. Bu mertebeye yükselmenin koşulu dünyanın neresinde olursa olsun mazlum ve mağdur insanlara yardım eli uzatma vardır. Bu mektepte insanlığın huzur ve mutluluğu, Müslümanların birlik ve dirliği için elimizdeki nimetleri ve imkanları paylaşma vardır. Sınır ve mesafeleri yok eden gönül köprüleri kurma vardır.

Bu yüce değerleri bize tekrar tekrar hatırlatan Ramazan, iyilikler, güzellikler ayıdır. Bizler, her yıl Ramazanda iyiliğe dair çok şey öğrenir, çok şey yaşarız.

Hollanda’da Ramazan

Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi,  Müşavir ve Hollanda Diyanet Vakfı başkan vekili Dr. Mehmet Malkoç da Leerdam’daki iftar proğramında bu ruha uygun olarak yaptığı kısa konuşmasında “Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu Ramazan ayında seçtiği iyilik vakti temasına uygun olarak diyoruz ki, rengimiz, dilimiz, anlayışımız felsefemiz ne olursa olsun hep aramızda iyilik ağları örelim. İyiliği çoğaltalım. Hz. İsa efendimizin varlıklı ama mutsuz bir gence tavsiye ettiği gibi ateşin ve toprağın yiyemediği şeyi çoğaltalım. İyiliği çoğaltalım. Hakikaten bu gün iyiliği alanlar değil yapanlar mutlu olmaktadırlar. Hiçbir karşılık beklemeden iyilikleri çoğaltalım inşallah. Ben inanıyorum ki, onlar çoğaldıkça, dünya daha bir yaşanılır olacaktır. Cennete gitmeden cennet burada vuku bulacaktır.” şeklinde ifade etmiştir.

İftarlar daha iyi dizayn edilmeli

Yılın çoğunluğunu yaşadığımız Hollanda coğrafyasında Ramazan bir kültür olarak toplumun farklı kesimlerinde daha dinamik ve pozitif algılanmaya başlandı. Geçen yıl atmış olduğumuz “Dünyanın En Zengin Kültürü: Ramazan” manşetini adeta doğrularcasına.  Artık Obamalar, Cameronlar, Merkeller ve Ruttelar da Ramazan’da müslümanları tebrik edip onları anlamaya çalışıyor.

Yakın çevremizde bu zengin kültürü daha güzel anılarla ve projelerle yaşatacak aktivitelerimiz yok ne yazık ki. İftar sofralarının çoğunda ya aynı yüzleri görüyoruz, ya da iftarla orucu açan vatandaşlarımız, akabinde katıldıkları bu mekanlardan ayrılıyorlar. Kalıcı birşeyler henüz düşünülmüyor.

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı, Ramazan ayında bir ilki gerçekleştirerek 81 ilde “İyilik Sofrası” kuruyor. İftar programlarıyla Ramazan ayı için belirlenen “Vakit İyilik Vakti; Bu Ramazan ve Her Zaman” mesajının, toplumun bütün kesimlerine ulaştırılması hedefleniyor.  Biz de önümüzdeki yıllarda Hollanda’da daha kalıcı nitelikli iftarlar düzenlemeliyiz, iftarların bidayetinde ve nihayetinde daha özgün aktiviteler düşünüp icra etmeliyiz.

Bu bağlamda Hollanda’daki bu Ramazan’da benim için en güzel ve anısı bol iftarlardan birisi Den Haag’daki Tümsiad binasında oldu. Katılım beklenenin çok üzerindeydi, ama hem yeni yüzler görme ve tanışma imkanlarımız oldu hem de iftardan sonra Hikmet Gürcüoğlu, Durmuş Doğan gibi dostlarla derinlemesine sohbet etme imkanı ortamı daha da güzelleştirdi.

Tümsiad Hollanda’nın önde gelen isimlerinden ve bu iftarın mimarları olan Rıza Bora ve Hasan Aras Beyler de anlaşılan bu kadar katılımı beklemiyorlardı. Bazı eksikliklere rağmen, yönetim kurulunda ve organizede görev alan sıcak ve samimi insanların da  gayretleriyle, gençlerimizin hoşnut kaldığını zannediyorum.

İftarlarda israftan kaçınmalı bir yandan. Öte yandan yüzlerce insan biraraya geliyor. İftar proğramı sadece ‘ye-iç-kaç’ olmamalı. Madem toplanılıyor, daha organizeli, daha faydalı, sonuçları iyilikler ve güzellikler ortaya çıkaran formüller bulunmalı. Gelecek Ramazan’a daha iyi hazırlanmalı.  Bol bereketli Ramazanlar, keyif dolu bayramlar diliyorum sizlere.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *