İbrahim Karaman

Değerlerimizi biz tanımlayacağız, biz sahip çıkacağız…

İbrahim Karaman

İbrahim Karaman

Değerler Manzumesi

Bu sayımızda Türk ve müslüman kimliğimizden gelen değerlerimizi işliyoruz. Kimliğimizden ve kültürümüzden gelen değerleri, Hollanda’da nasıl koruyup yaşatacağız, gelecek nesillerin nasıl benimsemesini sağlayacağız, bu konularda fikir teatisinde bulunmaya çalıştık köşe yazarlarımızla ve manşet yazımızla. Köşe yazarlarımız bu konuda olağanüstü coşkulu ve içerikli biçimde sizinle düşüncelerini paylaşıyorlar. Tabi ki yüzyılların bize kazandırdığı ‘değerler manzumesi’ bir sayıya sığmayacak kadar geniş bir konu. O yüzden gelecek sayılarımızda da yeni nesil gençlerimizle bu konuda görüş alışverişinde bulunacağız. Ama öncelikle temel bazı değerleri ve kavramları sunuyoruz sizlere. 16. ve 17. sayfalara bir gözatın ve bu değerlerimizin nasıl yaşatılması gerektiği konusunu sürekli bizimle paylaşın.

Yardımseverlik, misafirperverlik, akrabayı ziyaret etmek, insanları iyiliğe davet edici olmak, misafirlere ve muhtaçlara ikramda bulunmak,yaradılanı yaradandan ötürü sevmek, tevazu sahibi olmak ve daha niceleri saymakla bitmez.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz

Çok okuyan az hata yapar. Çok konuşan ve çok yazan çok hata yapar. Merhum Uğur Mumcu’ya atfedilen iyi bir söz vardır. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz der. Ancak günümüzde tam da bu içinde bulunduğumuz durumu çok iyi yansıtıyor. İçinde yaşadığımız Hollanda Türk Toplumu’nun son aylarda görüş belirten ve olur olmaz her önüne gelen yerde, her konuda fikir yürüten insanlarımızın maalesef çoğu “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi” oluyorlar. O anki atmosferlerde minik zafer tatları veren bu işleyişin, zannımca uzun vadede hayırlı bir getirisi olmuyor, tam tersine laçkalaştıkça –belki insanlar yüzünüze güler ama- samimiyetiniz inandırıcılığını yitirir.

Dezenformasyon ve güvenilirlik

Güvenilirlik eskiden daha önemli bir olgu haline gelmeye başladı. Artık herkes içinde bulunduğu sosyal ortam nedeniyle bir haber kaynağı olabilecek özellikleri tasarruf ve uhdesinde barındırmaya başladı. Eskiden haberler ve bilgiler kulaktan kulağa, dilden dile dalga dalga yayılır ve böylece geniş tabana ulaşılırdı. Teknolojik gelişmeler ve medya dünyasının gittikçe hız ve güç kazanan bir sektör olması sürecinde haber ajansları kuruldu ve dünyanın farklı noktalarındaki haber, bilgi ve olaylar ertesi gün ertesi hafta insanlara, kitlelere ulaştırılabildi. Bugün sosyal medya sayesinde aradaki hız ve ulaşılabilirlik mesafesi muazzam derecede kapanmış görünüyor.
Ancak bu kez de başgösteren ana semptom “dezenformasyon” ve haberin “güvenilmezliği” olarak öne çıkıyor. Herhangi bir konuda haber alabileceğiniz onlarca kişi ya da kurum var. Fakat gerek bu kanalların çokluğu, gerekse bilgi akışındaki kontrolsüzlük, “rafine bilgiye” ulaşmadaki en göze batan engeller olarak karşımızda duruyor.

Geçtiğimiz günlerde ortaya atılan bir uydurma haber, hem okurları hem de medya organlarını ters köşeye yatırdı. Uydurma haber olduğu kaynak araştırması sonrasında anlaşılan bir haberde Hollanda milli takımındaki 6 oyuncunun doping kontrolünden olumsuz geçtiği yer aldı. Yani 6 futbolcu doping yaptırmış, kontrollerde bu ortaya çıkmış görünüyordu ve FİFA’nın büyük spekülasyonları ve muhtemel problemleri önleme adına bu bilgiyi ‘iç ettiği’ yazıldı, çizildi. Sonraki saatlerde yine farklı yayın organlarında bunun bir uydurma haberi olduğu yazıldı, çizildi. Fakat tabi ki o andan itibaren her iki tezi de doğrulayacak ya da yalanlayacak yüzlerce, binlerce haber, dünyada aktı durdu. Çünkü mesela, ilk verilen haberin doğru olduğunu varsayarsanız, kendilerine suç atfedilen yetkili kurum ve kuruluşlar, verilen bu haberlerin uyduruk haber olduğu bilgisini de pekala birkaç saat içinde yayabilirdi.

Böyle ortamlarda ne öne sürülen teze ne de anti-teze inanmak zor hale geliyor ve bu andan itibaren bir dezenformasyon süreci başlıyor. O yüzden inanılırlığı ve güvenilirliği teyid olunan kaynaklar daha bir önem kazanıyor.
Enformasyon çağının en büyük açmazlarından biri bu olsa gerek: Yani dezenformasyon. Buna doğru bilgi içermeyen bilgi de denebilir ki, bu tür bilgiler her zaman kitleleri manipüle etmede kullanılmaya müsait bilgilerdir. Bilgilerin inandırıcılığı, kaynağın kim ve ne olduğu, bilgiyi ve haberi oluşturan ve yayan mecranın ne kadar zamandır aktif olduğu, bağımsız olup olmadığı, bir çıkar gözetip gözetmediği ile doğrudan ilgili. Samimi olarak toplumsal kaygıları gözeten insanlar ya da oluşumlar, mümkün olduğunca ‘rafine bilgi’ ile hareket etmek durumundalar.

Her önüne gelen insanın yazdığı ve yaydığı bilgiler artık bilgi olmaktan çıkıyor; daha çok fikir yayma ve propaganda yapma kategorisine giriyor.

HABER’in haber çizgisi

Biz HABER Gazetesi olarak 5 yıllık yayın çizgimizde okurlarımızı asla yanıltmamaya ve onlara doğru bildiğimiz gerçekleri ve olayları aktarmaya çalıştık. Muhakkak ki arada bizim de yanıldığımız, atladığımız ya da yanlış yazdığımız zamanlar olmuştur. Ancak okurlarımızın kredisini boşa çıkaracak uydurma haber peşinde hiç bir zaman olmadık, olmayacağız. Bazı haberlerin ince noktalarının teyid edilmesi zaman alabiliyor; ancak özellikle bilinçli bir hata yapılmasının ve yalan yanlış haber üretmenin tam tamına karşı cephesindeyiz.

İnsani gayretlerimizi ya da maksadımızı aşan birtakım eksiklik ya da yanlışlıklar varsa, bunu insanımızın ve okurlarımızın faydasına düzeltebilecek nitelikte bir yayıncılık anlayışımız var. Zaten işin doğasında, sosyal medyada akıp duran bilgilerin bir ‘hafifliği’ de söz konusudur. Sosyal medyadan uzak olamayız, ancak orada yazılıp çizilen herşeye içerikli tepki yetiştirmemiz düşünülmemeli. Birileri bu bilgileri keyfice paylaşıyorsa, hatta bunun çok cazip, içine çekici bir durumu mevcutsa bile, ortaya atılan her fikre bir görüş belirtmek zorunda değiliz. Fikir sahibi olmak için önce bilgi sahibi olmak durumundayız. Bu da çok dinlemekten, çok okumaktan, çok araştırmaktan geçiyor..




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *